thumb

Saklanan Bir Sır: Disleksi

Disleksili bireyler, toplumdaki yanlış algı nedeniyle disleksili olduklarını saklamak zorunda kalıyorlar. Biz bu algıyı yıkmaya, Adana'dan başlıyoruz...

 

 

Adana Disleksi

Bir Belirleme

Birleşik Krallık'taki yüksek öğrenim kurumlarında en sık bildirilen engellilik durumu disleksidir. Bildirim yapılırken dahi disleksinin "engellilik durumu" olarak belirlenmesi, bu konudaki bilgi eksikliğinin tüm dünyada hüküm sürdüğünün göstergesidir.

Disleksi hakkındaki farkındalık sahibi ülkelerin bazılarında;  bu öğrenme farklılıkları teşhis edildikten sonra, disleksili bireylere sınavlarda ek süre tanınması, yazım veya dilbilgisi zorluklarını ortadan kaldırmak için not verme yönergelerinin uygulanması ve yardımcı teknolojilerin kullanımı gibi düzenlemeler yapıldığı görülmektedir.

Bu tür düzenlemeler, örneğin net öncelikler belirleyerek zaman yönetimi stratejilerini teşvik etmek, bir düzeltme okuyucusu kullanmak ve öğrencinin beraberinde getirdiği teknolojiden yararlanmak yoluyla eğitim süreci içinde de geliştirilebilir.

 

Adana Disleksi

Toplumsal Algı Kurbanları ya da Bilim-dışılık

Ne yazık ki, toplumda genel olarak ve ironik bir şekilde disleksi ve dispraksisi olan birçok kişinin gözünde yaygın olan algı, bu öğrenme farklılıklarının olumsuz yansımalara yol açtığı ve bunların iş yerinde ne anlaşıldığı ne de uygun şekilde ele alındığı yönündedir.

O halde, pek çok öğrencinin staj veya mezun istihdamı başvurusunda nöro-çeşitlilikle ilgili durumlarını açıklamaması, sır gibi bu durumlarını saklamaları, şaşırtıcı değildir.

Disleksi, derinlemesine problem çözme becerilerine ve çok boyutlu düşünme yeteneğine sahip olmakla ilişkilendirilebilir; disleksili girişimciler, tasarımcılar, yorumcular vb. kişilerin listesi sonsuzdur.

Bununla birlikte, Bournemouth Üniversitesi'nde yürütülen bir araştırma, iş deneyimine başvuran birçok öğrencinin, üniversite dışındaki dünyada yaygın olan olumsuz disleksi algılarını dikkate aldığını; ayrımcılık korkusu nedeniyle disleksili olmalarını sır gibi saklamaya yöneldiklerini ortaya koymaktadır.

Bu araştırmada bir öğrenci şöyle yazdığı görülmüştür: "Açıklamamın şansımı azaltacağını düşündüm; aday olarak şansımı düşüreceğinden korktum; utandım ve başvurumu dikkate almayacaklarından endişelendim."

Bu nedenle eğitim kurumlarında, öğrencilerin bu farklılıkları göz önüne alınmalı, disleksili bireylere yönelik olumlu girişimler, önyargıların gölgesinde kalmamalıdır.

 

Adana Disleksi

Farkındalık Tüm Sorunların Çözümü

Özel Çukurova Disleksi Özel Eğitim Merkezi olarak tüm ekibimiz; merkezimize gelen öğrencileri, "öğrenme engeli" olarak değil, bilime dayalı olarak en doğru tabirle yani öğrenme farklılıklarına sahip bireyler olarak tanımlıyoruz. Ancak disleksilerini kabullenmiş ve nöroçeşitliliklerinin içinde barındırdığı olumlu yetenek ve özellikleri değerlendirmiş olan bireyler bile, bu iyi haberi potansiyel çevreleri ile paylaşmak konusunda, kendilerini aciz hissetmektedirler. Çünkü toplumsal ön yargı, direnci yüksek bir bilgisizilikle perçinlenmiş durumdadır.

 

Adana Disleksi

Büyük Sorun: İş Başvuruları

Disleksili bireylerin iş başvurularında, disleksili olma durumlarını saklamaları yönündeki utangaçlıkları konusunda farkındalık geliştirememiş iş yerleri, işe alımlarda disleksi veya başka herhangi bir öğrenme farklılığını açıklama konusunda net bir fırsat tanımamaktadırlar. Böyle bir fırsat tanınmadıkça disleksili bireylerin durumlarını saklama eğilimleri de normal olarak artmaktadır.

Her ne kadar bir kısım saygın iş yerleri, öğrenme güçlüklerine dair soruların sorulmasının "ayrımcılık yasağı" kapsamında mümkün olmadığını ileri sürseler de konunun ayrımcılık yasağı ile bir ilgisinin olmadığı bilinmesi gereken bir gerçektir. Zira, işe alım süreci olumlu sonuçlanan ve işe başlayan bir çalışanın, ileriki aşamalarda disleksili olmasının öğrenilmesi ve/veya fark edilmesine bağlı olarak, iş başvurusunda bu durumun bildirilmemesi nedeniyle işverenler tarafından "haksız" olarak "iş akdinin haklı feshi" yoluna başvurmaları, mümkündür.

İşte sorun tam olarak burada kördüğüme dönmektedir. İşe başvuran taraf mı öğrenme veya okuma güçlüğünü belirtmelidir yoksa işveren mi bu konuda bir belirleme yapma yükümlülüğünde olmalıdır? İşverenlerin, disleksi gibi farklıların sorulmasını "ayrımcılık yasağı" ve "eşitlik" kavramları ile üzerlerinden atmaları her ne kadar hukuksal olarak bir "hassasiyet" olarak görülse de bu durumun işverene, kötüniyetle kullanılabilecek bir açık çek vermek manasına geldiği, gözden kaçırılmamalıdır.

Bu ihtimal karşısında disleksili birey, disleksili olma halini "sır" gibi saklayama devam etmek zorunda kalmaktadır.

 

Adana Disleksi

İçimizdeki Adaletin Sesi

Ancak şu nüans da gözden kaçırılmamalıdır: İşverenler, toplumsal algının peşinden gitmektedirler. Disleksik bireylerin, iş yerine getirebilecekleri olumlu özellik ve pozitif etkilere dair işverenlere bir liste sunulduğunda, işverenlerin kafası karışmaktadır. Bir yandan hiçbir bilimsel temeli olmayan toplumsal algının dayanılmaz etkisi, diğer yanda bilimsel temelli ve reddedilmesi mümkün olmayan buz gibi gerçekler. Bu nedenle işverenlerin de yanlış toplumsal algının kurbanı olduklarını söylemek mümkünse de hukukun işverenlere yüklediği "basiretli bir tacir gibi" davranma yükümlülüğü, sadece ticaret aşamasını değil çalışma ekibi oluşturma aşamasını da kapsadığı açıktır. Buradan hareketle işverenlerin, disleksi gibi konularda farkındalık geliştirmiş olmalarını, işe alımlarda bu konunun öğrenilmesi yönünde doğrudan yahut dolaylı sorular sorularak, hiçbir tereddüte yer vermeden bu konunun net olarak tespit edilmesini, işverenler açısından bunun bir zorunluluk olduğunu savunan, hukuk otoritelerinin sayısı, hiç de az değildir.

Adana Disleksi

Sonuç

Disleksik bireylere karşı olumsuz ve yanlış toplumsal algının, bilimsel temelli veriler karşısında bir gün mutlaka yerle bir olacağı açıktır. Bu konuda olumlu bir çok gelişmenin yaşandığı da herkesin malumudur. Ancak, bu olumlu gelişmeler yeterli değildir. Tek bir disleksik bireyin, disleksili olduğunu sakladığı sürece, hiçbir gelişme yeterli olamayacaktır. Bir kişinin, doğuştan gelen bir farklılığını sır gibi saklamasına neden olunması, dünyanın her yerinde bir insanlık suçu olarak görülmelidir. Amerikanın tekrar keşfedilmesine gerek yoktur ve bu sorunun çözümü gayet basit bir şekilde formüle edilmiştir: Farkındalığı artırmak. Farkındalığın artırılması ise, öğrenme ve okuma güçlüğü yahut farklılığının bir engel olmadığının sabırla ve tekrar tekrar, her fırsatta anlatmak ile mümkündür. 

Özel Çukurova Disleksi Özel Eğitim Merkezi olarak bizler, insanüstü bir gayretle, insanların ve Devlet kurumlarının bu konudaki farkındalıklarını artırmak ve devamlı güncel tutmak için elimizdeki tüm imkanları seferber etmiş durumdayız. 

Sizi anlıyoruz, eğitimin formülünü biliyoruz ve birlikte başarılara imza atıyoruz...


RİSK ANALİZ TESTİ
Hızlı Destek