Kurumumuzca, dil ve konuşma güçlüklerine yönelik özel eğitim ve terapi hizmeti verilmektedir.
Dil ve Konuşma Gelişiminin Temelleri
Dil, insan deneyiminin merkezinde yer alan, düşüncelerimizi, duygularımızı ve ihtiyaçlarımızı ifade etmemizi sağlayan en temel araçtır. İletişim kurma ve konuşma yetisi, sosyal bağlarımızın, öğrenme sürecimizin ve bireysel kimliğimizin temelini oluşturur. Dili kullanma becerisi, doğuştan gelen bir potansiyel olsa da, bu potansiyelin tam anlamıyla ortaya çıkması ve gelişmesi için destekleyici bir çevreye, sürekli etkileşime ve doğru uyarana ihtiyaç duyar. Genetik faktörler kadar çevresel koşulların da bu hassas süreçte ne kadar kritik bir rol oynadığı unutulmamalıdır.
Dil ve konuşma güçlüğü, genel bir terim olarak, iletişimin temel unsurlarında yaşanan aksaklıkları ifade eder. Konuşma bozukluğu, daha teknik bir ifadeyle, “konuşmanın akışında, ritminde, tizliğinde, vurgularında, ses birimlerinin çıkarılışında, eklemlenişinde, artikülasyonunda, anlamında bozukluk bulunması” durumu olarak tanımlanır. Bu durum, çocuğun kendini ifade etmesini zorlaştırabilir ve sosyal etkileşimlerini olumsuz etkileyebilir.
Bu konuyu doğru bir şekilde anlamak, erken müdahale ve doğru destek için atılacak ilk ve en önemli adımdır.
Dil ve konuşma güçlüğünün kökenlerini anlamak, çözüm sürecinin en önemli parçasıdır. Bu güçlükler genellikle tek bir nedene bağlı değildir; aksine, çocuğun kendi biyolojik yapısından çevresel etkenlere kadar uzanan karmaşık ve çok faktörlü bir yapıya sahiptir. Ebeveynler ve eğitimcilerin bu nedenleri anlaması, çocuğa en doğru desteği sunabilmek ve etkili bir müdahale planı oluşturabilmek için kritik bir öneme sahiptir.
Zeka: Zihinsel yetenek ile dil kabiliyeti arasında genellikle pozitif bir ilişki bulunur. Konuşma, oldukça karmaşık becerilerin bir araya gelmesini gerektiren bir süreçtir
Sağlık: Ağır ve uzun süren hastalıklar, çocuğun genel gelişimini yavaşlatabileceği gibi konuşma gelişimini de olumsuz etkileyebilir. Özellikle ses tellerinde veya boğazda yaşanan sağlık sorunları, sesin kalitesini doğrudan etkiler.
İşitme: İşitme ve konuşma arasında kopmaz bir bağ vardır. Çocuk, sesleri doğru duyamadığında onları doğru bir şekilde taklit edip üretemez. Doğuştan işitme engeli olan çocukların özel eğitim almadan konuşmayı öğrenememesi, bu bağın en net kanıtıdır.
Sinir-Kas Sağlığı: Konuşma eylemi, beyin, sinirler ve kaslar arasında hassas bir koordinasyon gerektirir. Beyin felci gibi sinir-kas sistemini etkileyen durumlar, konuşma gelişiminde belirgin geriliklere yol açabilir.
Konuşma Organları: Diş, dil, damak ve dudak gibi konuşma organlarındaki yapısal bozukluklar veya engeller, seslerin doğru bir şekilde çıkarılmasını zorlaştırabilir.
Olgunlaşma: Çocuğun konuşabilmesi için çene ve dil kasları gibi motor becerilerinin belirli bir olgunluk düzeyine ulaşması gerekir. Bu kaslar üzerinde yeterli kontrol sağlanmadan seslerin üretilmesi mümkün değildir.
Cinsiyet: Araştırmalar, kız çocuklarında konuşma gelişiminin genellikle daha erken başladığını ve kekemelik oranının daha az olduğunu göstermektedir.
Duygusal Durum: Ani korkular, travmalar veya yoğun duygusal şoklar, bazı durumlarda konuşmanın geçici veya kalıcı olarak kaybedilmesine neden olabilir. Erken çocukluk dönemindeki duygusal güçlükler, konuşma gelişimini geciktirebilir.
Güdüleme ve Uyarım: Çocuğun konuşmaya yönelmesi için çevresinden teşvik görmesi gerekir. Dil açısından zengin, bol iletişim kurulan ve konuşmaya özendirilen bir ortam, gelişim için hayati önem taşır.
Konuşmayı Öğretme Metodu: Çocuğa dil öğretilirken kullanılan yöntemler kritik bir rol oynar. Çevresindeki yetişkinlerin dili doğru kullanarak iyi bir model olması, çocuğun dili doğru bir şekilde öğrenmesini sağlar.
Diğer Çevresel Nedenler: Yapılan çalışmalar, sosyo-ekonomik düzeyi yüksek ailelerde büyüyen çocukların daha zengin bir kelime dağarcığına sahip olduğunu ve konuşmaya daha erken başladığını göstermektedir. Bu durum, sunulan uyaran zenginliği ile ilişkilidir.
Bu nedenleri anlamak, bir sonraki adım olan belirtileri doğru yorumlamak için sağlam bir temel oluşturur.
Dikkat Edilmesi Gereken Belirtiler ve Artikülasyon Bozuklukları
Dil ve konuşma güçlüğüne yönelik belirtileri erken dönemde fark etmek, doğru tanı ve etkili müdahale sürecinin kapısını aralar. Çocuğun konuşmasındaki anlaşılırlık, bu süreçte en önemli göstergelerden biridir. Eğer bir çocuk, anadilindeki sesleri doğru ve anlaşılır bir şekilde çıkaramıyorsa, yaşıtlarından belirgin bir farklılık gösteriyorsa ve konuşması çevrenin dikkatini yoğun bir şekilde çekiyorsa, bu durum bir belirti olarak kabul edilmelidir.
Artikülasyon (sesletim) bozuklukları, bu belirtilerin en yaygın olanlarıdır ve genellikle dört ana şekilde görülür.
Aşağıda tablo halinde sunulan belirtilerin gözlemlenmesi durumunda paniğe kapılmadan, doğru adımları içeren yapılandırılmış bir destek sürecine başvurmak en sağlıklı yaklaşımdır.